14 Temmuz 2010 Çarşamba

Uykusuzluğa karşı vişne su terapisi














İtalyan La Stampa gazetesinin haberine göre bilim adamları, vişne suyunun yaşam kalitesini düşüren uykusuzluk problemine karşı etkili olduğunu tespit etti.

İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, Pensylvania ve Rochester Üniversitelerinde görev yapan bilim adamları, uykusuzluktan mustarip 15 yetişkine 2 hafta boyunca sabah-akşam yaklaşık 227 gram vişne suyu verdi.

Araştırmacılar, sonraki iki hafta boyunca ise katılımcılardan diğer meyve sularından tüketmelerini istedi.

Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler, katılımcıların vişne suyu içtiği iki haftada uykusuzluk belirtilerinde diğer haftalara göre büyük ölçüde bir gerileme olduğu gözlemlendi.

Araştırmacılar, bunun, vişnenin suyunun uyku düzenini doğal bir şekilde düzenleyen melatonin açısından zengin olmasının bir sonucu olabileceğini belirtti.


Kök hücre eczaneleri










Dünyaca ünlü kök hücre uzmanı Prof. David Warburton müjdeledi: Kök hücre teknolojisi gelişiyor, 20 yıl sonra eczaneye gidip hastalığa göre kök hücre alacağız. Kanser gibi hastalıklarda tedavi kolaylaşacak

İngiliz bilim insanı David Warburton 20 yıl gibi bir süre içinde ‘kök hücre eczaneleri’ kurulmasının mümkün olacağını açıkladı. Kök hücre çalışmaları konusunda dünya çapında tanınan Prof. Warburton, İngiltere’de düzenlenen kök hücre konferansında, kök hücrelerin yakında eczanelerde ilaç olarak satılabileceğini, bunun pek çok hastalığın hızla iyileştirilmesine yardımcı olacağını söyledi.

Profesör yaptığı konuşmada, “Size belirli bir hastalıktan teşhis konulduğunda ve hastalığı tedavi etmek için kök hücre tedavisi önerildiğinde bunu eczaneden alabileceksiniz” dedi. Kök hücre teknolojisinde henüz çok başlarda olunduğunu hatırlatan Warburton, 20 yıl içinde, tüm tıp literatürünü değiştirecek çok önemli gelişmelere imza atılacağını anlattı.

Bir hastalığı değil, kişilerin hastalıklarını tedavi etmek için çalıştıklarını anlatan profesör, “Tıp bilimi gelecekte genel olarak hastalıkları değil, tek tek kişileri tedavi etmek üzerine gelişecek. İnsanların hastalıkları biricik rahatsızlıklar olarak ele alınacak ve tedaviler de buna göre yapılacak. Bu, hastalıkların daha hızlı ve doğru tedavi edilmesi anlamına geliyor” diye konuştu.

Kök hücreyle organ üretimi yakında

Nottingham’da bir hafta sürecek olan toplantıda sadece kök hücre teknolojileri konuşulacak. Pek çok ülkeden kök hücre çalışan bilim insanlarının katıldığı toplantıda kök hücrenin geleceği üzerine fikir alışverişi yapılacak.

Warburton, ellerindeki kök hücre çalışmaları potansiyelinin, yakın gelecekte kanser, hasarlı iç-dış organ ve teşhis edilemeyen hastalıkların tedavisinde önemli rol oynayacağını da söyledi.

Kök hücreyle kan ve organ üretiminin yakında yapılabileceğini anlatan Warburton, bunun hayvanlarda denendiğini, insanlardaki çalışmaların kısa sürede başarıya ulaşacağına inandıklarını söyledi. Kök hücreler, beyindeki sinir hücreleri ya da insülin üreten pankreas hücreleri gibi laboratuvarda geliştirilebilecek, yenilenebilecek ‘ana’ hücreler.

Bunama karşı "ceviz"




















Bilim adamları, kalp ve damar sağlığı açısından oldukça yararlı olduğu bilinen cevizin, bunamaya karşı da koruyucu olabileceğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, Hintli doktor Abba Chauhan'ın New York Enstitüsünden bilim adamlarıyla birlikte yaptığı araştırmada, ceviz türü kuruyemişlerin içerdiği vitaminlerin, antioksidanların ve yağ asitlerinin bunama riskini azaltmak ve Alzheimer hastalığının gelişim sürecini yavaşlatmakta etkili olabileceği gözlemlendi.

Bunama belirtisi gösteren fareler üzerinde yapılan testlerde, cevizle beslenen farelerdeki beyin faaliyetlerinin diğerlerine nazaran düzelme gösterdiğini gözlemleyen bilim adamları, kuruyemiş verilmeyen hayvanlar da ise belirtilerin her geçen gün arttığını tespit etti.

Cevizin antioksidanlar ve omega 3 yağ asitleri açısından zengin olduğuna dikkati çeken bilim adamları, buna karşın araştırmanın hayvanlar üzerinde yapıldığını, bu nedenle sonuçları konusunda kesin konuşmanın mümkün olmadığını da vurguladı.


6 Temmuz 2010 Salı

Alzheimer hastaları dikkat!



Bilim adamları kanda "clusterin" adındaki proteinin düzeyinin yüksekliğiyle Alzheimer hastalığının gelişimi arasında bağlantı tespit ettiklerini belirterek, bu bulgunun doktorların hastalığın önceden tespitinin yolunu açabileceğini bildirdi.
Londra Üniversitesi'nin King's College Psikiyatri Enstitüsünden araştırmacılar, elde edilen bu bulguyla doktorların 5 yılda Alzheimer hastalığına yakalanabilecek olanları tespit edebilecek bir test geliştirebileceklerini kaydetti.

Hastaların beyninde daha Alzheirmer'ın belirtileri ortaya çıkmadan hemen hemen 10 yıl önce kanda clusterin proteinin yükseldiğinin tespit edildiği belirtilen çalışma, "Archives of General Psychiatry" dergisinde yayımlandı.

Dünyada yaklaşık 35 milyon kişiyi etkilediği belirtilen, bunamanın (demans) en sık rastlanan türlerinden biri olan Alzheimer hastalığıyla ilgili onlarca yıldır yapılan araştırmalara rağmen hala hastalıkla mücadele için doktorların elinde çok az etkili silah bulunuyor.

Sigaranın panzehiri sarımsak



Bitkiler konusundaki araştırmaları ile tanınan biyolojik aktif ürünler uzmanı Remzi Kök, sarımsağın faydalarını şöyle anlattı: “Sarımsak, besin listelerinde birinci yerini, yapısında bulunan, manganez, silisyum, iyot, kükürt gibi madensel tuzlara, sülfür bileşiklerine, sülfürlü şekere, alil okside, antibiyotiklere, bitkisel yağa ve içeriğinde bulunan 40 aşkın yararlı maddeye borçludur. Düzenli tüketilmesi halinde iyi bir antibiyotiktir, mikropları öldürür.

Bağırsakları solucan ve kurtlardan temizler. Karaciğer rahatsızlıkları, tiroid, böbreküstü iç salgı bezleri, gut, siyatik, baş dönmeleri, kulak uğuldaması, ateş inip çıkması gibi birçok hastalıklara iyi geliyor. Kandaki şeker miktarını dengelemesi yüzünden şeker hastalığına karşı en iyi doğal ilaç olarak bitkiler arasındaki haklı yerini alıyor.”

EVİMİZDEKİ DOKTOR SARIMSAK
Remzi Kök, sarımsağın faydalarını saymakla bitirilemeyeceğini kaydederek, “Zamanımızın yaygın tehlikelerinden olan enfarktüs ve beyin kanamalarının baş sorumlusu yüksek tansiyondur. Sarımsak yüksek tansiyonu düşürdüğü gibi kan damarda yumuşatarak damar sertliğine karşı koyup, kolesterol miktarını ayarlıyor. En önemli tarafı ise tiryakileri nikotin zehirlenmesine karşı koruyor. Bilimsel araştırmalara göre kanser tümörlerini önlemeye yardımcı olduğu belirlenen sarımsak, sinir sistemini ve kan dolaşımını düzenlediği için vücuda güç ve enerji veriyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve cinsel gücü artırıcı etkisi de ortaya çıkıyor. Bu yanları ile adeta ‘evimizdeki doktor' desek yanlış olmaz” diye konuştu.

Remzi Kök, sarımsağın yeni faydasının daha ortaya çıktığını, tiryakileri nikotinin zararlarından koruduğunu söyledi.

Bitkiler konusundaki araştırmaları ile tanınan biyolojik aktif ürünler uzmanı Remzi Kök, sarımsağın faydalarını şöyle anlattı: “Sarımsak, besin listelerinde birinci yerini, yapısında bulunan, manganez, silisyum, iyot, kükürt gibi madensel tuzlara, sülfür bileşiklerine, sülfürlü şekere, alil okside, antibiyotiklere, bitkisel yağa ve içeriğinde bulunan 40 aşkın yararlı maddeye borçludur. Düzenli tüketilmesi halinde iyi bir antibiyotiktir, mikropları öldürür.

Bağırsakları solucan ve kurtlardan temizler. Karaciğer rahatsızlıkları, tiroid, böbreküstü iç salgı bezleri, gut, siyatik, baş dönmeleri, kulak uğuldaması, ateş inip çıkması gibi birçok hastalıklara iyi geliyor. Kandaki şeker miktarını dengelemesi yüzünden şeker hastalığına karşı en iyi doğal ilaç olarak bitkiler arasındaki haklı yerini alıyor.”

EVİMİZDEKİ DOKTOR SARIMSAK
Remzi Kök, sarımsağın faydalarını saymakla bitirilemeyeceğini kaydederek, “Zamanımızın yaygın tehlikelerinden olan enfarktüs ve beyin kanamalarının baş sorumlusu yüksek tansiyondur. Sarımsak yüksek tansiyonu düşürdüğü gibi kan damarda yumuşatarak damar sertliğine karşı koyup, kolesterol miktarını ayarlıyor. En önemli tarafı ise tiryakileri nikotin zehirlenmesine karşı koruyor. Bilimsel araştırmalara göre kanser tümörlerini önlemeye yardımcı olduğu belirlenen sarımsak, sinir sistemini ve kan dolaşımını düzenlediği için vücuda güç ve enerji veriyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve cinsel gücü artırıcı etkisi de ortaya çıkıyor. Bu yanları ile adeta ‘evimizdeki doktor' desek yanlış olmaz” diye konuştu.

Remzi Kök, sarımsağın yeni faydasının daha ortaya çıktığını, tiryakileri nikotinin zararlarından koruduğunu söyledi.

23 Ekim 2009 Cuma

Şeker hastalığı ilacı obezlere kilo verdirdi

Bilim adamları, 135'i erkek 429'u kadın 564 Avrupalı gönüllünün katıldığı araştırmada ilacın obezlerde kilo vermeye etkisini inceledi.

İlk gruba bu ilaçtan, ikinci gruba obezite tedavisi için kullanılan bir ilaç ve üçüncü gruba ise sahte ilaç (placebo) verildi.

Tüm gruplar günlük metabolizma ve ısı ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktardan daha az enerji içeren diyetin yanı sıra egzersiz yaptı. 5 ay sonra ilk grup ortalama 4,8-7,2 kg, ikinci grup 4,1, üçüncü grup 2,8 kg verdi.

Şeker hastalığı ilacını alanlarda placebo alanlara göre daha sık mide bulantısı ve kusma görülse de yan etkilerin genellikle geçici olduğu ve etkilerin nadiren tedavinin kesilmesini gerektirdiği gözlendi.

Araştırma, Kopenhag Üniversitesi'nden Arne Astrup ve ekibi tarafından yapıldı ve The Lancet dergisinde yayımlandı.

Domuz gribi aşısını risk taşıyan yapmalı

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdiken, risk grubunda olan insanların aşı olması gerektiğini belirterek, ''Türkiye'ye gelecek olan aşı bugüne kadar beş bin kişinin üzerinde denendi. Kabul edilemez bir yan etkisine de rastlanmadı'' dedi.

İstanbul Tabip Odası'nda yapılan basın açıklamasında konuşan Demirdiken, yan etkisi bulunmayan ilaç olmadığını, H1N1 için üretilen aşının da yan etkilerinin olacağını, ancak bu yan etkilerin aşının sağlayacağı yarar karşısında ihmal edilebilir düzeyde olması gerektiğine dikkat çekti.

Demirdiken, ''Oda olarak, aşıyla ilgili bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Türkiye'ye gelecek olan aşı bugüne kadar beş bin kişinin üzerinde denendi. Kabul edilemez bir yan etkisine de rastlanmadı'' şeklinde konuştu.

Salgının yaygınlaşmadan önce aşılamanın belli risk gruplarında salgının hafifletilmesi bakımından fayda getireceğinin aşikar olduğunu ifade eden Demirdiken, Türkiye'de saptanan vaka sayısının 480 civarında olduğunu, hastalığın yaygın olmasının ölüm oranın yüksek olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.

Demirdiken, özellikle hamile, aşırı kilolu ve kronik hastalıkları olanların risk grubunda olduğunu ifade ederek, ''Özelikle altı aydan 24 yaşa kadar olanlar, altı aydan küçük bebeklere bakanlar, hamileler, 24-65 yaş arasında kronik hastalığı olanlar ve sağlık çalışanlarının aşı olması gerekmektedir'' şeklinde konuştu.

H1N1 virüsünden korunmanın en etkin yolunun ellerin yıkanması olduğunu ifade eden Demirdiken, öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun kapatılması gerektiğini, sokakta maske takıp gezecek kadar sorunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

Vakanın görüldüğü okulların kapatılması yerine lokal çözüme gidilmesi gerektiğini vurgulayan Demirdiken, yurt dışında okulları komple tatil etmek yerine vakanın görüldüğü sınıftaki öğrencilerin evlerine gönderildiğini, aksi taktirde bunun önünün alınamayacağını belirtti.

Yaklaşan kurban bayramında insanların bayramlaşmak için çok fazla temas halinde olacağına vurgu yapan Demirdiken, herkesi hem kendisini hem de başkalarını korumak için daha dikkatli olmaya çağırdı.